Tarihin Acı Yüzü: Bursa ve Ardahan Ekseninde Yanan Kayıtlar ve İsimsiz Kahramanların İadeiitibarı



TARİHİN ACI YÜZÜ: YANAN KAYITLAR, EBEDİ ŞEREF

Tarih sadece kazanılan zaferlerin ve yazılan destanların toplamı değildir; tarih bazen en çıplak ve en gaddar haliyle acı gerçeklerle yüzleşmektir. Bu çalışma, tarihin ne kadar acımasız olabileceğini ve bir halkın kolektif hafızasının sistemli bir şekilde nasıl silinmek istendiğini ailemizden yola çıkarak ortaya koymaktadır.

Arşivlerin Sessizliği ve Bir Hakikatin İzinde

Bursa’dan Ardahan’a kadar uzanan aile köklerimin askeri geçmişini, vatan savunmasındaki rollerini tescil etmek amacıyla Milli Savunma Bakanlığı Arşivi ve Askeralma Genel Müdürlüğü (ASAL) nezdinde yaptığım tüm müracaatlar, tarihin en acı tecellisiyle sonuçlanmıştır. Yapılan incelemeler, dedelerimin askerlik yaptığını tescillemiş ancak detaylı kayıtların düşman tarafından imha edildiğini belgelemiştir.

Arşiv Mantığıyla Tescil: "Firari Değil, Vazife Başında"

Osmanlı Askeri Ceza Kanunu ve Mükellefiyet-i Askeriye kanunnamelerine göre firar (asker kaçaklığı), kaydı tutulması zorunlu ve cezası en ağır suçlardan biridir. Devletin en zor dönemlerinde dahi tutulan "Kaçak ve Bakaya" listelerinde dedelerimin ismine rastlanmamış olması; onların Osmanlı hukuku nezdinde "Ehl-i Namus" ve "Vazifeşinas" askerler olduklarının hukuki karinesidir. Kayıtların "bulunamaması", şahısların görev yapmamasından değil; görev yaptıkları kışla, hükümet konağı ve mülki idare binalarının düşman tarafından bombalanarak yok edilmesinden kaynaklanmaktadır.

Bursa ve Yenişehir Hattı: Sistematik Hafıza Kırımı ve Yağma Bilançosu

Bursa vilayeti genelindeki tahribat, akademik çalışmalarda ve Menhubat (Yağma Tespit) Komisyonu tutanaklarında bir "imha operasyonu" olarak tescil edilmiştir. İşgal kuvvetleri geri çekilirken planlı bir yakma ve yıkma stratejisi izlemiştir:

Kolektif Yıkım ve Yağma: Bursa genelinde toplamda 15.111 hane, 1.012 dükkân, 106 cami ve 45 okul tamamen yakılarak imha edilmiştir. Menhubat tutanaklarına göre, camilerin halı ve seccadelerinden halkın şahsi ziynetlerine kadar her türlü taşınır varlık sistematik olarak gasp edilmiştir.

Yenişehir’in Hafızasının Yok Edilişi: 6 Eylül 1922'de Yenişehir’den çekilen işgal birlikleri, dedelerimizin nüfus ve askerlik dosyalarının bulunduğu Yenişehir Hükümet Konağı ve Belediye binalarını infilak ettirerek tamamen yerle bir etmiştir. Bu eylem, bölge halkının tarihsel ve hukuki kimliğini yok etmeye yönelik sistemli bir "hafıza kırımı"dır.

Kırsal Alan Tahribatı: Yenişehir kazasına bağlı yaklaşık 20 köy, düşman ordusu ve yerel çeteler tarafından tamamen yağmalanmış; köylülerin tüm yaşam kaynakları Gemlik limanı üzerinden sevk edilmiştir.

Ardahan Hattı: Rus Arşivlerinde Bir Kahramanlık İtirafı

Vatanın diğer ucunda, Ardahan’daki durum da Bursa ile aynı makus talihi paylaşmaktadır. Rus İmparatorluğu arşivlerine dayanan çalışmalara göre; Ardahan’ın düşüşü, Rus ordusu için öylesine büyük bir başarıdır ki bu zaferin onuruna Rusya’da bazı yerleşim yerlerine "Ardahan" adı verilmiştir. Karşılarındaki 15.000 kişilik devasa Rus gücüne karşı; dedelerimiz 95 kale topu ve 8.100 neferle destansı bir direnç göstermiş, bu süreçte yaklaşık 3.000 Osmanlı neferi şehadet mertebesine ulaşmıştır. 1897 Rus Nüfus Sayımı verilerinde tescil edilen Türk varlığı, dedelerimin o toprakları hiçbir zaman terk etmediklerinin maddi delilidir.

Bir Medeniyetin Enkazından Kalan "Adem-i Firar" Karinesi

Bursa ve Ardahan eksenindeki bu muazzam yıkım tablosu, "kayıt bulunamaması" durumunu bir eksiklikten çıkarıp; işgalci güçlerin bölge halkına karşı yürüttüğü topyekûn imha politikasının bir kanıtı haline getirmektedir. Osmanlı askeri kayıt sisteminde, bir şahsın firar etmemiş olması, onun vatan savunmasında bizzat yer aldığının hukuki karinesidir. Ortaya konulan veriler ışığında görülmektedir ki; Bursa'dan Ardahan'a kadar her bir ceddimiz; isimleri yanan defterlerden silinmiş olsa da, bedelleri bu toprakların hürriyetiyle ödenmiş isimsiz kahramanlardır.

Feda Edilen Kayıtlar, Armağan Edilen Vatan

Düşman, kayıtlarımızı yakarak bizi tarihten silmek ve gelecek nesilleri "belgesiz" bırakmak istemiştir. Hani derler ya; "Ayrılıklar da sevdaya dahildir" diye... Bazı kahramanlık hikâyeleri de böyledir; vatan için bazen canı, bazen de ismi feda etmek gerekir. Dedelerimiz biliyorlardı; yarın bir gün torunları bir

araştırma yaparsa belki bir kağıt parçası bulamayacaktı. Ama onlar, "Ben torunuma kağıt üzerinde bir kayıt değil, üzerinde hür yaşayacağı bir vatan toprağı armağan ediyorum" diyerek o kayıtları ve canlarını feda ettiler.

Sonuç: Gururlu Bir Mağlubiyet ve Ebedi Miras

Bu araştırmanın sonunda, fiziki belgelere ulaşamadığım için kağıt üzerinde "mağlup" sayılabilirim. Ancak bu, tarihin gördüğü en gururlu mağlubiyettir. Prof. Dr. Haluk Selvi, İsmail Yaşayanlar ve Emre Kırlı gibi araştırmacıların ortaya koyduğu veriler ışığında görülmektedir ki; söz uçar, binalar yanar, kağıtlar kül olur; ancak firar etmemiş, diz çökmemiş ve toprağını terk etmemiş bir ecdadın onuru asla silinmez.

Çünkü biz biliyoruz: Onlar oradaydı ve asla kaçmadılar.

Yazar: Emre SEYREK

Kaynakça:

• Selvi, H. Bursa ve Çevresinde Yunan Mezalimi. • Yaşayanlar, İ. (Haz.). Bursa'da Yunan İşgalinin Bilançosu (Menhubat Tutanakları). • Kırlı, E. (2024). Rusya İmparatorluğu Arşivlerinde "Ardahan".

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar